Merhabalar, sizlerinde varsa karakalem çalışmalarınız ve sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız lütfen bizlere mustafams001@gmail.com mail adresine karakalem çizimlerinizin fotoğraflarını gönderiniz.Bizler de isteseniz isimlerinizle beraber sitemize karakalem çizimlerinizi ekleyebiliriz.Böylelikle kendinizi tüm Türkiye'ye hatta tüm dünyaya tanıtmış olursunuz.Herkese iyi çizimler başarılar dileriz...

4 Mart 2017 Cumartesi

Vincent van Gogh'un Hayatı ve Eserleri

Vincent van Gogh'un Hayatı

Van Gogh, 30 Mart 1853'te Hollanda. Brabant'ta Groot-Zundert kasabasında doğdu. Lutherei bir rahip olan babası oğlunun sanat ticareti ile uğraş­masını istiyordu, bundan dolayı, onaltı yaşında Goupil Galerilerinde çalışmaya başladı. Bu kurulusun Lahey şubesinde üç yıl (1870-1873) çalıştı. bundan sonra daha önemli olan Londra'da iki yıl kalarak, sonunda 1875'te, Paris'teki merkeze terfi edildi. Büyük sanatçıların eserlerini inceleyerek müzelerde ve sanat galerilerinde vaktinin çoğunu geçirdiği halde, sanat tüccarı olarak bu görevi ile ilgilendiği söylenemez. Ne yapacağını bilmediği halde, ani bir karar vererek 1876'da galeriyi terk etti ve evine döndü. Orada çok okudu, çok sayıda skeçler yazdı ve kendisini dine adadığı uzun dönemler geçirdi. 1879'da Belçika'da bulunan Borinage maden ocağı bölgesine misyoner olarak atandı. Orada kaldığı zaman içinde, kendi deyimiyle çaresizli­ğin ne olduğunu buldu. Maden işçilerinin tüm güçlüklerini ve fakirliklerini paylaşmakta ısrarlıydı, çoğu zaman elinde ne varsa onlara veriyordu.



Bu, sanatçının kendini bedensel ve zihinsel olarak çok yorduğu bir dönemdir, bundan sonra sağlığına hiçbir zaman kavuşamamıştır. 1880 yazında. Borinage'daki çalışmalarını sürdü­rürken, yaşantısını resme adamanın yapacağı en iyi iş olduğu kararına vardı. Kendisine, elinden gelen her yardımı hiç esirgemeyen ağabeyi Theo'ya bu düşüncesini açıkladı. Maden işçileri ve yaşantılarının çizimleriyle doldurduğu resim defterini alarak. Borinage'i terkettikten sonra, önce 1880de Bürksel'e anatomi ve perspektif çalış­mak için. sonra da ailesinin kısa bir zaman önce yerleştiği Etten'e gitti. Ailesinin sanat eğilimlerine şiddetle karsı çıktığını gördü ve orada kalan dul kuzeniyle mutsuz biten bir aşk macerası yaşadı. 1881 kışını kuzeni Anton Mauve'un denetimi altında, ilk defa yağlıboyaya başladığı Lahey'dege­ çirdi. Elindeki çok az parayı, o zamanlar Nuenen'da bulunan ailesinin yanına maddi imkansızlıklar nedeniyle döndüğü için bıraktığı. Christine adlı bir fahişe ile paylaşmaktaydı. Nuenen'daki iki yılını çok çalışarak geçirdi. Bu sırada, ailesinin kendisiyle evlenmesini reddettiği komşusu Margot Begemann'ın intihar teşebbüsü­ nün kuvvetli etkisinde kaldı. Babasının ani ölümünden sonra 1885 kışı Anvers'e oradan da sonraki iki yılını geçirdiği Theo'nun yanına Paris'e gitti.

Bu zaman zarfında ve daha sonraki yıllarda, büyük sanat eserlerinin temelini oluşturan tekniğini ilerletti. Cormon'un yönettiği bir sanat okuluna devam ederek orada Toulouse-Lautrec. Bernard ve diğer gene ressamlarla tanıştı. Empresyonist sanatın gelişimi üzerinde Pissarro, Seurat, Signac ve Gauguin'le dostluğunu ilerletti. Van Gogh dinlenmek için Arles'a gittiğinde. Gauguin'i oraya çağırdı. Gauguin. 1888 Ekim'inde oraya gitti ve bunu izleyen iki ay boyunca iki ressam da çok iyi çalıştılar. Gerçekte her ikisi de değişik karakterlerdeydi ve bitip tü­kenmek bilmeyen münakaşaları sonucu Van Gogh. 1-i Kasım gecesi, gene bir delilik krizine tutularak Gauguin'e en azından iki kere jilet bı­çağıyla saldırdı ve sonucunda kendini cezalandırmak için kulağının ucunu kesti. Bu. ölümüne neden olan ruhsal krizlerin ilkiydi. 1889 Mayısında Saint-Remy'de Provence'daki akıl hastanesine sıkı bir denetim altına girebilmesi için yatırıldı. Bundan bir yıl sonra Empresyonist eserlerin koruyucusu ve toplayıcısı olan Doktor Gachet'nin kendisine bakmayı kabul etmesi üzerine Auvers-Sur-Oise'a gitti. Orava giderken yolunun üstündeki Paris'e uğrayarak ağabeyi Theo ile kısa bir süre kalma olanağını buldu.

Bir ara iyileştiyse de Auvers'e gittikten iki ay sonra yine bir delilik krizi sırasında kendini vurdu. İki gün sonra. 29 Temmuz 1890da öldüğünde yanında ağabeyi Theo ve arkadaşı Gachet bulunmaktaydı. Modern ressamlar arasında en çok beğendiği ve kendisinin de belirttiğine göre. ressama "yeni gö­rüşler" getiren Millettir. Eski ustalardan Rembrant ve Hals'ı seviyordu. Onu ilgilendiren resimdeki insan unsurudur, resmin üslubundan çok duygusal içeriği üzerinde durmaktadır. Van Gogh, 1882'de Lahey'de kalışı sırasında yağ­lıboyalarını yapmaya başladı. Erken yağlıboyaları Hollanda Okulunun gerçekçiliğinden kaynaklanmıştır. Belirgin bir ışık-gölge oyunu, koyu renk lekeleri gösterirler, boya bu eserlerde çok kalın kullanılmıştır. Henüz yağlıboya tekniğine hakim değildir. Güvenle tamamlanmış manzaralarına karşın, kompleks bir boşluk etkisi bırakan suluboyalarında daha serbest daha çok anlatımcıdır. Konularını Neunen'da geçirdiği yıllarda (1883-85) doğa izlenimlerinden almaya devanı ediyordu. Çevre köylülerinin ve işsizlerin güç ve acılı ya­şamlarını olduğu gibi canlandırmak amacıyla kaba çizgiler, kalın ve kömürlü boya. güvenli ve belirgin fırça darbeleri ve temel ışık-gölge oyunlarına başvurduğu görülmektedir. Bu deneyimin son safhasını Patates Yiyenler oluşturmaktadır.

Van Gogh'un yağlı boyalarındaki toplumsal ve moral amaca, güç islerin şekilsizleştirdiği ellere, kemikli ve çizgili yüzlere vurulan kuvvetli fırça darbeleriyle ulaşmıştır. Yağlı boyaları aynı zamanda üslubunun bütün olanaklarını da göstermektedir. Amacı Rembrant ve Hals'ı taklit etmek, tamamiyle Hollanda ustaları gibi çalışmak ve Paris'teki son gelişmeleri reddetmektir. Ancak, bü­tün umutlarını bağladığı bir eserini tamamladığında sonu olmayan bir yola geldiğini ve çalışmalarına bütünüyle değişik bir açıdan bakması gerektiğini hissetmektedir. 1885 Ekim'inde yazdığı mektuplarda Van Gogh. renklerin ne kadar anlatımcı bir araç olduğuna sık sık değinmişti. O zamana kadar rengi. ışık ve gölge oyunlarını, kalın boya tabakaları için terketmişti. Renge karşı ilgisi. 1885 kışında Anvers'te kaldığı sürece estamplarını keşfetmesiyle artmıştır. Paris'e gitmeye karar verdi ve 1886 Şubatında oraya vardı. Van Goghun Paris'te geçirdiği iki yıl. tekniğinin gelişmesinde yeni bir dönemin işaretidir. Otuz üç yaşında çalışmalarına yeniden karalamalarla baş­ladı. Monticelli'den etkilenerek yaptığı birkaç hareketsiz yasam örneğinden sonra, yine kalın boyalar kullanmaya başladı ve sonunda bütün yağ­lıboya tekniğini kökünden sarstı. Empresyonistler onu. doğayı keşfetmeyi ve yeni alanlar fethetmeyi, görüntüsünün dışında verebilmeyi amaçlayan ve değişik fikirleri olan sanatçılar kadar çok etkilemediler. Bir tarafta Monet'in ve Renoir'in lirik, hazırlıksız verilerini sistemleştirmeye uğraşan Divizyonisder vardı. Bunlar, uzaktan bakıldığında tuali bölümlere ayırdığı görülen küçük renkli noktalar aracılığı ile hacim ve boşluk etkileri yaratmaya çalışıyorlardı.

Diğer tarafta ise Bernard ve Gauguin gibi anlatımcı ve doğal işlevi olmayan geniş renk alanları kullanarak eserlerini sembolik ve edebi anlamlarla dolduran Sentetist'ler yardı. Ancak Van Gogh bu hareketlerin hiçbirine katılmadı. Her ikisi de doğal yapısına ters düş­mekteydi. İlki katı kurallara bağlıydı, ikincisi ise gerçekten kaçmanın aydın bir yoluydu. Bununla beraber onlardan kendisine gerekeni aldı. Sentetist'lerden rengin dekoratif kullanımı. Divizyonistlerdense kesin, açıkça teşhis edilen fırça darbelerini. Bunun dışında etkilere Anvers'te odası­nı süslediği Japon estamplarına karşı duyduğu hayranlık ve verdiği önem de eklenmelidir. Bunları Paris'teki çalışmalarında, hatta çizdiği portrelerin bazılarında arka plan olarak kullanmıştır. 1887'de Van Gogh'un, Japon estamplarına karşı duyduğu ilgi. Divizyonist tekniği daha çok uygulamasına neden oldu. Küçük renk noktalarının yağlıboyalarının parlaklığını artırmakta ne kadar yardımcı olduğunu farketmişti. Fakat hiçbir zaman Seuranf'nın ya da Signac'ın izlediği katı kuralları benimsemedi. Her ikisinden. Van Gogh'un eserlerinin daha çok benzediği, özellikle fırça darbelerinin grafik olarak kullanılmasında belirginleşen sanatçı Signac'tır. Kendisini hiçbir zaman Divizyonist'lerin grubuna katmadı, aslında onlar da sanatçının kendi yöntemlerini kısmen anladığı kanısındaydılar. Gerçekte renk noktaları­nı yalnız başına çok az kullandığı renklerini bü­tün kuvvetini sade çizgilerle ve kendi enerjisini yansıtan kuvvetli fırça darbeleriyle vermeyi uygun gördü. 1887 yılı sonunda, gelişimindeki bu dönem tamamlanmıştır. Artık hareketli, renk ve ışığa dayalı tümüyle değişik bir teknik uygulamaktadır. Çalışmaları özgürlük ve ivedilik temeline dayanıp, bunu yansıtmaktadır. Kıvrılarak yükselen biçimleri, vahşi sevinçlerden umutsuzluğun derinliklerine kadar uzanan yüce duygularının tam anlatımıdır. 

Paris'te gelişen çeşitli sanat akımları arasında kar­şıtlıklar ve uyumsuzluk. Van Gogh'u yormaktadır ve 1888 Şubat'ında düşüncelerini toplamak, çalış­malarını rahatsız edilmeden sürdürebilmek için Provence'a Arles'm sessiz, sakin onanıma yerle­şir. Önceleri çalışmalarında çok az değişiklik vardır, fakat yaz süresinde renkleri güçlenmiştir, tuallerinden renk alevleri fışkırmaktadır. Bu gelişim Pere Tanguy'un Portresinin ikinci yorumundan aylar önce başlayan başarılı bir çalışmanın sonunu belirtmektedir, aynı zamanda iki yıl sonraki ölümüne kadar süren yoğun bir yaşantı döneminin başlangıcını oluşturur. Dekoratif renklen ve şekilleri bozulmuş biçimleri uygulaması resimlediği cisimler ve kişiler hakkında düşüncelerini ve en olağan şeyler hakkında keşfettiği duyguları bütün ve canlı olarak ortaya çıkarmıştır. Van Gogh'un büyüklüğü gerçeğe karsı koyan bir savunmanın içine girebilmesinde ve gerçeğin gö­rüntüsünü kendi iç duygularını yansıttığı eserinde vermesinde aranmalıdır. Gauguin kendisiyle buluşmak için Arles'a gittiğinde Van Gogh'un tekniğindeki güzellik azaldı, bazen amacını anlatamayan geniş renk alanları boyadı, ancak bu eserlerinin bazılarında daha sonra hiçbir zaman elde edemeyeceği bol ışıklı bir güzellik vardır. Gauguin'e saldırmasına neden olan sinir krizinden sonra.

Van Gogh'un yaşantısında gitgide mutsuzlaştığı bir dönem başladı, buna bağlı olarak çalışmaları zarar gördü. Kızgınca çalışmaları­nı kapsayan kızgın dönemleri, hiçbir şey yapamadığı bunalım devreleriyle yer değiştirdi. Kom­şuları Arles'teki hastaneye yatmasında ısrarlıydı­lar. Bu onun için kötü bir darbeydi. Kendine olan güvenini kaybetti, delilik krizlerinin tekrarlanmasından korktu ve bu. onda bir saplantı halini aldığından, kendi isteği ile Saint-Remy'deki akıl hastanesine girdi. Akıl hastanesinde kaldığı yıl içinde tamamladığı hemen hemen yüz elli eseri, yaşama ne denli umutsuz bağlandığının kanıtıdır. Krizleri çalışmalarını aksatmadığı zamanlar, zavallı duygularını dizginliyor ve resimleriyle kendi dışındaki dünya ile ilişki kurmayı arzuluyordu. Fırça darbeleri kıvrılıyor, dalgalanan duyguları gibi kabarıp sönüyordu, onun için doğa. insanı saran kaçınılmaz felaketlerin tasviriydi.


1890 Mayıs'ında Van Gogh, kendi de bir ressam olan Cezanne ve Pissaro'nun arkadaşı Doktor Gachet'ın ona bakmayı kabul etmesi üzerine bir karar vererek cesaretle Saint-Remy'den. Auverssur-Oise'a gitti. Akıl hastanesinin bunalımlı havasından uzaklaştıktan sonra bu dönemde yaptığı eserlerinde de açıkça belli olduğu gibi daha mutluydu, kendi dünyası ve dış dünya ile barış yapmıştı. Bu sessizlik döneminin aldatıcı yapısı hızlı ve kaba fırça darbeleriyle ve iç bunalıma yönelmesiyle aydınlığa çıkmıştır. Temmuz'da. Van Gogh, güneşin pırıl pırıl parladığı. başakların altın sarısı bir renge büründüğü. gökyüzünün her zamandan çok mavi göründüğü, kara kargaların korkuyla uçuştukları yani aynı ayda yaptığı eserlerden birinde resmettiği gibi bir gün kendini vurarak ızdıraplarına son verdi. Ölümünden sonra eserleri gittikçe artan bir ilgiyi üstüne çekti, kovlardan Ekspresyonistlere kadar pek çok ressamı etkiledi, esinledi. Bugün Van Gogh kendini insanlığa ve sanata adayan ender örneklerden biridir, bu adayış sanatçıyı umutsuzluğa, bunun sonucunda da ölüme götürmüştür.

Vincent van Gogh'un Eserleri


Vincent van Gogh'un 1888 yılında çizmiş olduğu bu resim "Bir Vazoda 15 Çiçek" ismini almıştır.


Yıldızlı Gece isimli bu tablo ressam tarafından 1889 senesinde çizimi bitirilmiştir.


Yazarın kendi yatak odasını çizdiği tablodur.Tablonun adı "Vincent'in Arles'deki Yatak Odası" olarak bilinmektedir.Tablo 1888 yılında çizilmiştir.


Vincent van Gogh'un 1890 senesinde yaptığı bir eserdir.Eserin adı "Buğday Tarlasındaki Kargalar" dır.


Ressamın 1890 yılında çizdiği "Yıldızların Altında Servili Yol" isimli eseridir.


Ressamın 1888 yılında çizmiş olduğu "Saintes-Maries Plajında Gemiler" adlı tablosu.


Vincent van Gogh'un 1889 yılında çizmiş olduğu Otoportre resmidir.

Kaynak;
http://www.dirim.com/Dirim_2004-6_files/Resim%20%3A%20Vincent%20Van%20Gogh.pdf

Karakalem çizimlerimizi beğendiyseniz lütfen sosyal medyada paylaşmayı unutmayınız.Ek olarak çizimler hakkında yorum da atarsanız bizleri çok mutlu edersiniz.Teşekkürler...

1 yorum:

  1. Ressamlığının yanı sıra kendi kulağını kesmesi ve intihar ederek hayatına son vermesi ile tanınan Vincent van Gogh ile ilgili tüm detaylı bilgileri buradan öğrenebilirsiniz: https://paratic.com/vincent-van-gogh-kimdir/

    YanıtlayınSil